Bitliste Spor - Bitlis Atletizm, Kayak, Van Gölü, Su Sporları, Bitlis Spor, Özgüzeldere sablon
Bitliste Spor - Bitlis Atletizm, Kayak, Van Gölü, Su Sporları, Bitlis Spor, Özgüzeldere Bitliste Spor
  Duyurular :
Bitlis Gençlik Spor'un Haberi Yalan Çıktı II Şahin Hocanın Talebeleri Fırtına Gibi Esiyorlar II
Açılış Sayfam Yap II Sık Kullanılanlara ekle
Bitliste Spor - Bitlis Atletizm, Kayak, Van Gölü, Su Sporları, Bitlis Spor, Özgüzeldere Untitled Document
Menüler
Anasayfa
Bitlis Hakkında
Bitlisin Spor Tarihi
Tüm Haberler
Röportajlar
Foto Galeri
Ziyaretçi Defteri
Başarılı Sporcular
Linkler
İletişim
Anket
Bitliste Spor - Bitlis Atletizm, Kayak, Van Gölü, Su Sporları, Bitlis Spor, Özgüzeldere İlimizde yapılacak bir spor paneline ihtiyaç varmı?
Evet var
Hayır yok


BİTLİSSPOR NASIL ŞAMPİYON OLDU?

Bitlishaber.net Yazarlarından Faik Tarımcıoğlu'nun kaleminden...

Bitlisspor deyince, hep rahmetli Cezmi Hamamcıoğlu'nu hatırlarım. Siz, hiç, Cezmi Hamamcıoğlu'nu tanıdınız mı? Çok renkli, çok hareketli, çok sempatik, sözünü esirgemeyen, cesur, atak, bitmez tükenmez enerjisiyle, acaba, delifişek Cezmi olmasaydı, Bitlisspor şampiyon olabilir miydi?
Onu tekmeledi, bunu ısırdı, ona kızdı, buna öfkelendi, gençliği, esnafı harekete geçirdi, kadınları örgütledi, bürokrasiyi sindirdi, peşinden sürükledi ve... nihayet Bitlisspor Üçüncü Lig Şampiyonu oldu, İkinci Lige çıktı... İşte bu mucizenin (bu gerçek bir mucizedir, Bitlis avuç içi kadar bir yerdir ve bu avuç içi kadar yere nargile bile konamadığı söylenmesi de ironi değil, bir gerçektir!) arka plânını, inanılmaz detaylarını öğreneceksiniz.

MAÇA BİR GÜN KALA SAHA DEĞİŞİKLİĞİ NASIL OLUR?!!!
Ağır bir kış, aylardan Şubat, günlerden Cuma, saat 10,30... Yoğun bir mesai içerisindeyim. T.B.M.M.'nin milletvekillerine tahsis ettiği, küçücük odada tıklım tepiş misafirlerin inanılmaz taleplerine koşturmaktayım. Telefon bir felâket habercisi gibi çalınca, açtım; karşımda Cezmi Hamamcıoğlu, feryad -ı figân bağırıyor:
--- "Abe, bahtan düşmüşüm. Elin ayağın öperim!
--- Dur, yahu, selâm, sabah yok mu? Nedir bu telâşın?
--- Abe, biz şimdi Bingöl'e gidiyoruz. Otobüs hareket etmek üzere, futbolcular kahvede ısınıyorlar.
--- Evet!?
--- Biz şimdi Bingöl'de,Tunceli ile maç yapacağız.
--- Ee, gidin, yolunuz açık olsun,yenin gelin!
--- Yok, abe , gözümsün, Tunceli ile Bingöl birleşecah , bizi dögecahlar! Tunceli'nin sahası tadilatta.
--- Niye yahu!? Ben size hep demedim mi ?? Efendi olun, vukuat işlemeyin. Gene hangi caminin duvarına işediniz? Ne yaptınız?
--- Geçen hafta, Bingöl bize gelmişti. Vallâh, kebap da yedirdim, içirdim, hamama da götürdüm, ama kendini bilmezler, o... çocukları, Bingöl otobüsünün camlarını kırdılar, yetişemedim. Bir iki kişiyi de döğdüler!.
--- Peki, şimdi ne istiyorsun?
--- Abe, elin ayağın öperem, maç sahasını değiştir !? Bunu ancak sen yaparsen!
--- Ulan, ben nasıl yaparım ? Saat 10.35, bu saatte sahayı kim değiştirebilir ki!?. Madem maç yarın!
--- Abe, sen gözümsün. Bunu ancak sen halledersin, ne edersen et, bizi kutat!
--- Olmaz ya, bir deneyeyim. Biletler satılmış, hakemler yola çıkmıştır, nasıl olacak?!
--- Peki Abe, yarım saat içerisinde Taç yazıhanesindeyim. Seni arayayım. Bahtanem bize müjdeyi veresen!"
Telefonu kapattıktan sonra odadakiler halime acıyorlar, yani, bu milletvekilliği de yapılacak iş değil,rezillik, dercesine gülüşüyoruz. Futbol Federasyon Başkanı, Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Halim Çorbalı'yı arıyorum. Halim Çorbalı, dünya tatlısı, tecrübeli, kurnaz , kriz zamanlarında ne yapılacağını bilen, yaş tahtaya basmayan, gerçek bir idareci ağabeyimiz. Çok iyi dostuz. Beni çok sever, ama bu saatte ne yapsın! Öğleden sonraki, saat 14.oo toplantısında her şey kesinleşir,hiç kimse bir şey yapamaz. Başbakan Özal bile!
Allah'tan, tonton Halim Abi hiç nazlanmadan telefonun ucunda, selamlaşıyoruz. Lâfı fazla uzatmadan, damardan giriyorum:
---"Halim Abi, beni bilirsin, bunca yıllık hâkimlik, savcılık yaptım. Ben, eğri büğrü iş istemem!!
--- Faik Bey, seni bilmez miyiz? Seninle iftihar ediyoruz. Hiç kendini anlatma. Eğitime, spora verdiğin desteği unutmadık, hele Meclisteki Spor Kanunuyla ilgili konuşmansa enfesti! Herkese küpe oldu!.
--- Halim Abi, sözümü bitireyim,beraber bir çözüm bulalım. Ben spor içerisinde, şiddeti, kavgayı asla tasvip etmem. Ama geçen hafta Bitlis'te, Bingöl'lüler arasında nahoş olaylar yaşanmış.
--- Daha dosya bana gelmedi!?
--- Yok, Halim Abi, demem o değil, Bitlisspor bugün Bingöl'e hareket ediyor. Yarın Tunceli ile mühim bir maç yapacaklar. Ama görülüyor ki, Tunceli ile Bingöl birleşip, Bitlis'i döğecek! Sen şimdi bana "he!" de. Ben şimdi, Bingöl Valisi ile konuşurum.
--- Nasıl yani, ne konuşacaksın?
--- Abi, kestirmeden söyleyim. Şimdi, sana bir telgraf gelse,Bingöl Valisi dese ki : " Bu sahada maç oynanmaz. Çok kar yağdı", dese, sen ne dersin? Saat 14,00 toplantınız olduğunu biliyorum.Telgraf oraya yetişse, sahayı değiştirir misin? Yoksa, muhtemelen Bitlis'lilerin kafası,gözü yarılsın,ne yapayım, diyor musun?
--- Bingöl Valisi bu telgrafı göndermez ki !?
--- Abi,sen karışma! Ben şimdi Vali beyle görüşürüm, seni ararım.
--- Ee, peki öyleyse, güvenlik gerekçesi olmaz,amma kötü hava şartları olur. Acele et!
--- Tamam, Abi, teşekkürler. Ben on dakika sonra arayacağım. Aman, özel kaleme söyle, nerdeysen seni bulsun! Bana toplantıda , bağlantı kuramıyorum demesin!"
Telefonu kapatınca, acele Bingöl Valisini arıyorum. Vali Bey'in hemen çıkması büyük bir şans, ama, Vali Bey kıllık yapar mı?
--- "Vali Bey, hayırlı günler, nasılsınız?
--- İyiyim, Sayın Milletvekilim,buyurun.
--- Vali Bey, ben istiyorum ki, cumartesi, Pazar, elini ayağını uzatıp, istirahat edesin.
--- Nasıl ederim, bugün Bitlis geliyor! Olaylar olmuş, herkes öfkeli. Tedbirler alıyorum!
--- Daha iyi ya, ben de bunu kastediyorum. Vali Bey, şimdi hemen bir yıldırım telgraf çek. Federasyona de ki ; "Bu sahada maç oynanmaz, çok kar yağdı!" de! Ben Halim Çorbalı ile konuştum. On dakikaya kadar gelirse, işleme koyarım dedi ( iki ayağını bir pabuca sokmak budur!)!
--- Nasıl olacak bilmiyorum, ama, bir bakayım.
--- Hayır Vali Bey, istihbaratıma göre, Tunceli ile Bingöl, Bitlis'e müştereken bir iyilik(!) düşünüyormuş! Tatsız olaylar olmasın. Hemen telefonunu bekliyorum.
--- Peki, tamam, ben sizi ararım.
--- Teşekkür ederim."
Telefonu kapattıktan sonra odadakilerin kafasından geçenleri tahmin edebilirim. Forsum binbeşyüz olmuştu, nefes kesen bir on dakika sonra telefon çaldı.
--- "Alo, Sayın Milletvekilim, telgrafı Federasyona çektim. Artık onlar bilir.
--- Vali Bey, ne diyorsun? Federasyon hemen mukabil telgraf çeker. Teyit eder. Siz keyfinize bakın. Önemli bir problemi hallettiniz, teşekkür ediyorum, Ankara'ya bekliyorum.
--- Teşekkürler! sağolun."
Gene on dakika geçti, geçmedi, Halim Çorbalı aradı, telgrafın geldiğinden, sahayı değiştireceklerinden bahsetti. Teşekkür ettim. Dünyalar benim olmuştu. Çok keyiflenmiş, büyük bir yük omuzlarımdan kalkmıştı. Tekrar telefon çaldı. Açtım. Halim Abi:
--- "Faik Bey, sahayı büyük bir maharetle değiştirdin, ama, hangi saha olduğunu söylemedin?
--- Halim Abi , Muş olmaz, Tunceli'yi mağdur etmeyecek bir saha olsun. Haritaya bak, meselâ, Batman olabilir, Diyarbakır olabilir.
--- Ha, Batman olur. O zaman Bitlisspor'a söyle, Batman'a gitsinler, ben yazıları hazırlatıyorum.
--- Halim Abi , gelip elini öpeceğim, sağol.!!"
Hemen Taç yazıhanesini aradım. Cezmi'ye heyecanla: "Batman'a gidiyorsunuz. Orada kavga, döğüş yok. Efendi olun, yenin, gelin!" dedim.
Cezmi, hiç böyle mutlu olmamıştı, telefondaki sesini duyuyordum. Kahvede heyecanla bekleşen futbolculara, idarecilere, başkumandan edasıyla bağırıyordu. Bana anlatamayacağım yağcılıkta iltifatta bulundu. Konu kapandı. Cezmi, hamamın namusunu kurtarmıştı.!
Ertesi gün, Bitlisspor, Tunceli'yi Batman'da 2-1 yendi. En önemli engeli aştı. Şampiyonluk görünmüştü.
Şimdi düşünüyorum da, benim bu müdahalem, torpil miydi? Haksızlık mıydı? Siyasi bir baskı mıydı? Böyle düşünenler, ham- halat cahil, tuzu kurulardır. Sosyal gerçekleri bilmeyen dangalaklardır. Eminim,eğer, bu hâdise, basının, medyanın kulağına gitseydi, "Futbol'a siyasi müdahale!, " Haksızlık!" çığlıklarıyla olay saptırılır , sakız yapılırdı. Orada kavga döğüş olmadan,yaralar kaşınmadan bir iş yapıldı. Kötü mü oldu?

ATANMIŞ HAKEM NASIL DEĞİŞTİRİLDİ?
Gene bir Cuma günü, aynı saat. Bermutat Cezmi Hamamcıoğlu, konuşuyor, yangın var! der gibi bağırıyor:
--- "Abem , ölmüş ya.... ğı kaldırdın. Şimdi de bunu halledesen, bahtan düşmüşem!
--- Abe , hakem Recep.... maça verilmiş!" Bir felâket senaryosu anlatır gibi, devam ediyor:
--- "Allâhvekil hakem anamızı ... eder, kan gövdeyi götürür!!!
--- Yahu, sen, ne oldu, onu, anlat!
--- Bu hakem var ya, bu hakem!
--- Yahu, sen ne istiyorsun onu söyle, hakemi bana bırak!
--- Abi, hakemi hemen değiştir.!
--- Nasıl? Hakem nasıl değişir? Yola çıkmıştır , harcırahını da almıştır bile. Üstelik bunlar üç kişi...
--- Abe olmaz, geçenlerde, ırzı kırıklar bu hakeme taş attılar. Kafasını yardılar. O da maçtan sonra, " Bitlis'lilerin anasını, avradını s.... rim demiş!"
"Demiş" deyince:
--- "Cezmi, bana bak , demiş dedin. Sen kendi kulağınla duydun mu? Hakikaten Bitlis'lilere sövmüş mü? Doğru söyle!
--- Valla Abe, ben de duydum. He vallahi sövmüş (yarım ağızla değil, üçte ikilik bir ağızla söylediği bu sözleri, ben mesleki tecrübemle , kulaklarımla duymadım, ama böyle söylediler diye algılıyorum, üstelemiyorum)!
--- "Eğer sövmüşse, cezasını çeker! Sen merak etme, yeter ki, yalan çıkmasın!"
Cezmi memnun. İş olacak gibi... diyerek bastırıyor:
"--- Abe, men sana duydum, dedim, Vali Bey'e de söyledim. Dün akşam öğrendim. Bu herif tekrar gelirse kan çıkar!
--- Ula, kaç kere söyledim! Efendi olun. Hakem misafir. Onun kılına zarar gelmesin. Bitlis'liliğinizi yapın! İyi ağırlayın. Ben, hemen Halim Abi'yi arıyorum. Yarım saat sonra beni ara!"
Telefonu kapattıktan sonra , çattık belâya diyerek, Halim Çorbalı'yı arıyorum:
--- "Alo, Halim Abi, ben Faik.
--- Buyur, Faik Bey!
--- Estağfurullâh! Sen herkesin ağabeyisin, sen beni bilirsin, ben hakemlerden penaltı istemem,korner istemem. Âdil ve tarafsız olsunlar yeter. Ama bir hakem maçtan sonra -haklı veya haksız- "Bütün Bitlis'lilerin ana.... avra...rim!" demişse, bu sabit ve doğruysa, sen ne dersin?!!
--- Ben de, onun anasını av......rim!!
--- Halim Abi, bu yaşta bu oluyor mu? Hemen iki kilo meşhur karakovan Bitlis balı, iki kilo ceviz göndereyim, kalemine kuvvet olur!
--- Ha ha ha!!!...
--- Halim Abi, ismi ne olursa olsun, hangi bölgeden olursa olsun, bu hakemi ben şikâyet etmiyorum. Değiştir yeter.
--- He, peki Faik Bey ( ben ona abi diyorum, o muhterem insan bana hep bey diye hitap ediyor. İnanılmaz bir bürokratik terbiye ve nezâket budur!), ben şimdi bakacağım. En müsait hakem kadrosunu göndereceğim!.
--- Abi, sağolasın! Allâh ne muradın varsa versin."
Telefondan sonra, benim değil, Cezmi Hamamcıoğlu'nun forsu beşbine çıkıyor. Hem Bitlis'te, hem, râkîp şehirlerde," saha değiştiren, hakem atayan kulüp başkanı" oluyor! Haksız mı?
Adana Bölgesinden yeni bir hakem triosu atanıyor ve Bitlis bu maçı 1-0 kazanıyor. Üstelik en güçlü rakîbine! Râkip takım bu değişikliğe bir türlü anlam veremiyor.!

SİİRTSPORUN MUSKASI NASIL SONUÇ VERDİ?
Şampiyonluktan bir sezon evvel. Son maç Siirt'te ( Siirt o yıl şampiyon olduktan sonra, Birinci lige çıkıyor). Eğer, Bitlis yenerse, şampiyon olacak. Siirt yener veya berabere kalırsa, Siirt şampiyon olacak. Yani, kıyametin arifesi!.. Kalkıp Bitlis' e gidiyorum. Oradan kafileyle Siirt'e geçiyorum. Siirt Valisini ziyaret ediyorum. Siirt Valisi nerden başımıza belâ oldu bu işler, telâşında. İşe sadece protokol tarafından bakan idareci tiplerinden... Ne yörenin sosyo- psikolojik inceliklerini bilir, ne de bir kriz anında, krizi çözecek donanıma sahip. Çünkü Vali Bey'le konuşur konuşmaz, "Eyvah", diyorum, meseleyi ve Vali Bey'in çapını anlıyorum. Ben, uzun uzun, tarihte Bitlis'in ve Siirt'in sosyolojk ve psikolojik konumlarını, Siirt'li tüccarların, Bitlis'te barınamadıklarını, daha ziyade Van'da ticaret yaptıklarını, oraya yerleştiklerini, bunun -haklı veya haksız- tarihi sebeplerden kaynaklandığını anlatıyor, endişelerimi dile getiriyorum. Vali bey, kös dinliyor. Aklıma, nenemin "Arakel'in def'i" geliyor. Vali Bey'e " Arakel'in def'ini" anlatıyorum. Bakıyorum, Vali Bey, damlara yerleştirilmiş keskin nişancılardan bahsediyor.! Kan beynime sıçrıyor, "Vali Bey!" diyorum. Ses tonum, senden Vali mali olmaz demekte... " Ben keskin nişancılardan bahsetmiyorum. Burada PKK'nın provokasyonu da söz konusu değil. Keskin nişancı o zaman lâzım olur, o da, belki! Ben size iki şehir arasındaki ezeli sıkıntıyı söylüyorum!..." diye sözlerimi ve ısrarımı sürdürüyorum.
Uzun bir görüşmeden sonra, ilâve tedbirler alacağını söyleyerek, İl Jandarma Komutanı ile İl Emniyet Müdürünü makamına çağırıyor. Ben stada gidiyorum. Tansiyonu düşürmek üzere, Siirtspor Başkanına bir nezaket ziyareti yapıyorum. Acele gelip soyunma odasında, futbolculara, aman, sâkin oynayın. Acele etmeyin, maç doksan dakikadır. Telâşa gerek yok,kaybetseniz de bu bir final maçıdır..."diyorum. Antrenör Naif ( çocukken birlikte top oynamıştık), "Abi, merak etme, hakem kötü değilse, elimizden geleni yapacağız!" diyor.

Ve maç başlıyor...
Aman, Allâhım o ne ? Önceden tertiplenmiş olduğu hemen anlaşılan bir grup, Bitlisspor kalesinin hemen arkasında kümelenerek ( nasıl müsaade aldılarsa) Arapça ilâhiler, tekbirler getirerek, Bitlisspor kalecisini sindirmeye çalışıyorlar. Korkunç bir rüzgar esiyor. Toz, toprak, göz gözü görmüyor. Toprak saha. Zemin kötü. Rüzgâr aleyhte esiyor. Bitlis'li kaleci degaj yapıyor, top onsekizden dönüyor. Top sürekli Bitlis Kalesinde... üç pas yapmanın imkanı yok. Adına " Valdano" denilen tecrübeli santrafora top gelmiyor. Bitlis kafilesi âdeta, "tummuş"(1) endişe ile maç seyrediyor. Ha bire gözüm saatte, devreyi 0-0 atlatırsak, ikinci yarıda, rüzgarın etkisi ile golü bulabiliriz, diye düşünüyoruz. Yanımda Belediye Başkanı Muzaffer Geylani var. Ben Vali Bey'e kırgınlığımdan şeref tribününde oturmuyorum. Bitlis kafilesinin içerisindeyim. Cezmi Hamamcıoğlu, hop oturmuş hop kalkıyor!..
Nihayet maçın ilk yarısı bitiyor. Rahat bir nefes alıyoruz, " inşallâh ikinci yarıda..." derken, birdenbire inanılmaz bir doğa olayına hep beraber şahit oluyoruz. O deli deli esen rüzgâr, birden daha da şiddetli olarak, aksi istikamete esmeye başlıyor!?! Bayrak direklerindeki bayrakları Belediye Başkanına gösteriyorum. Hayretle, dehşetle, herkes endişesini dile getiriyor.
İkinci yarı başlar başlamaz, rüzgâr şiddetini arttırıyor. Hayretle gördüğümüz bir şey daha oluyor; ilk yarıdaki tekbirciler, öteki kaleye taşınmamışlar mı? Gördüğümüz şey, bizi hem kızdırıyor, hem de güldürüyor, şamatacı grubun ellerinde birer muska, kale ağlarına bağlamışlar, muskalar rüzgarda bir sağa, bir sola sallanıyor.
İkinci yarı birinci yarının kopyası gibi. Ama gene Bitlisspor'un aleyhine ...
Beraberlik Siirtspora yaradığı için, çamura yatmak dahil, her şey deneniyor. Hakem müsamahasını, ev sahibinden yana kullanıyor.
Maçın sonlarına doğru, bir karambolden, beleş bir gol yiyoruz. Kıyamet kopuyor. Siirtliler şampiyonluk yalelleri çekiyorlar, zılgıtlar, tekbirler gırla gidiyor. Ve, maç bizim kafilede ölüm sessizliği ile bitiyor. Çarnaçar, sahaya inip, Siirtspor'u kutluyorum. Cezmi, nasıl oldu da , kalp krizi geçirmedi, şaşıyorum. Hiç tepki vermiyor. Futbolcuları teskin edip sakinleştirici bir kısa konuşma yapıyorum... Soyunma odasında ölüm sessizliği var. " Seneye mutlaka şampiyon olursunuz!" diyorum. Kimse bana o an inanmıyor!
Velhasıl, doğa böyle istedi. Siirtspor'un o günkü şampiyonluğu böyle oldu.
Büyük bir üzüntü ile kafile süklüm püklüm yola düzülüyor. Kansız, belâsız, Siirtten çıkıp birkaç kilometre yol almıştık ki, Bitlis konvoyunu sollayan ve klaksonu ile "gıcık" veren Muş plâkalı bir aracın, zorla durdurulduğunu dehşet içerisinde görüyorum. Uzun boylu bir Bitlis'li öfkeli bir delikanlı, iki eliyle tuttuğu bir "zank"ı (2) Muş'lu sürücüye indirmeye ramak kala- nasıl araçtan fırlamışım,nasıl delikanlıya yetişmişim,hâlâ bilmiyorum- Bitlis'linin beline sarıldığım gibi, " Ulan ne yapıyorsun? Katil mi olacaksın?, Bırak!" diye avazım çıktığı kadar bağırmam bir olmuş. Bugün bile yüzünü hatırlamadığım kızgın fanatikle göz göze geliyoruz. Ve hayret, delikanlı "zank"ı yere atıyor! Hızla aracına gidiyor. Ben Muş plâkalı araca, "Oğlum eceline mi susadın, ne yapıyorsun? Hadi hemen bas git! Bir olay çıkmasın!" diyorum. Muş plâkalı beyaz reno hızla uzaklaşıyor. Konvoy durmuş, herkesin öfkesi burnunda iken, ne olduğunu soruyorlar. Tam o sırada müthiş bir sağanak yağmur başlıyor. Deli deli esen rüzgârın sonucu bu! Herkes çil yavrusu gibi araçlarına dağılıyor. Araç sürücüsüne öne geçmesini ve biraz ağırdan almasını söylüyorum. Ağzımızı bıçak açmıyor, yola koyuluyoruz. Yağmur sanki üzüntümüze eşlik ediyor.
Neden sonra aracı kullanan belediye görevlisi, " Abi çok iyi yaptın, yoksa namussuz herif, çoktan ölmüştü!" diyor. Ben cevap vermiyorum. Ve Bitlis'e geç vakit dönüyoruz. Herkesler kabuğuna çekilmiş, futbolcuların yerine, in cin top oynuyor.

(1)- Tummak: Nefesi kesilmiş
(2)- Zank : İki elle tutulan ağır kaya parçası

MERKEZ HAKEM KURULU BAŞKANI TALAT TOKAT

Herkesin saygı duyduğu bir hakem yaratmak çok zordur. Futbolcu saygı duysa, idareci duymaz. İdareci saygı duysa, tribün, hiç mi hiç affetmez. Talat Tokat, hakemliğinde öyle bir çizgiydi. Efendi, otoriter, işini seven, tarafsız idaresiyle istenilen bir hakemdi. Dedik ya, rahmetli Cezmi Hamamcıoğlu'ndan hiçbir şekilde kurtulamazsınız... Her kritik maçta, mutat olarak beni arardı. Ben de MHK Başkanı Talat Tokat'ı!.. Kavaklıdere'deki ofisine kaç defa gittim, hatırlamıyorum. Her seferinde, iki nazik dost gibi görüştük. Sporsever, futbolsever iki teknik adam gibi görüştük. Aynı dili konuşan iki bürokrat gibi... Tanışır tanışmaz, hemen anlaşmamız çok kolay oldu. Ben ona Bitlis'i anlattım. Folklorik yapısını, futbol'a olan delice tutkusunu, sosyolojik problemlerini, Bitlisspor'un atağını, bunun Türkiye'yi saran terör belâsının en nefis panzehiri olduğunu, iyi işletilirse ve bir devlet politikası olursa,çok iyi sonuçlar vereceğini anlattım. O, bana MHK'nın Federasyon sıkıntılarından bahsetti... Sırça köşke saklanan "tarafsız hakem" havası basmadı. Ben zaten hiçbir zaman"etkin politikacı havası asla basmadım; nihayet ikimiz de ayağı yere basan insanlardık...

Benim istediğim sadece şuydu: " Sayın Tokat, senin hakemliğin,benim hâkimliğim gibi olduğunu görüyorum... İkimiz de doğrudan şaşmadık. Ben bunca yıllık bir hâkim olarak, hakemlerden, kıyak yapmasını, neticeye tesir edecek ters ve kasıtlı kararlar vermesini istemem. Adil ve dürüst olmasını isterim. Tribün o zaman yenilgiyi hazmeder. Buna alışır. Bunun bir spor, bir oyun olduğunu düşünür. Vs.vs.vs. diyordum. O da buna uygun atamalar yapıyordu. En disiplinli, en formda hakemleri Bitlisspor maçlarına verdi. Asla bir isim konuşulmadı. Bir iki spontane olay dışında hiçbir sorun yaşanmadı. Herkes mutlu oldu. Kendisi dürüstlüğü ile bu camiadan bir yıldız gibi geçti, gitti. Bunları neden yazıyorum? Bir vefa borcumu yerine getirmek için olduğunu ifade etmek istiyorum. Şimdi televizyonlarda, bazı eski hakemlerin soytarılıklarına medyatik olmak adına nasıl şaklabanlık yapıp, herkesi karaladıklarına, bizden başka kimse bir şey bilmez tavırlarına, baktıkça, Ertuğrul Dilek, Hilmi Ok'ların yanına Talat Tokat'ı koymanın bir borç olduğunu düşünüyorum.

.....VE BİTLİSSPOR ŞAMPİYON!!!
Şampiyonluğun son maça kalması hem çok heyecanlıdır, hem de, her bakımdan zordur. Şampiyonluğu Siirt'e dramatik bir şekilde, son maçta kaybeden ( geçen yıl Denizli Fenerbahçe maçını hatırlayın!.) Bitlispor'un şampiyonluğu son maça kalmıştı... Bitlisspor son maçında, Kızıltepespor'u yenerse, Bitlisspor şampiyon olacak, İkinci Lige çıkacak. Berabere kalırsa, veya, yenilirse, Urfaspor (ki,büyük imkânları, özellikle İbrahim Tatlıses'in ve hatta meşhur İnci Baba'nın inanılmaz desteği ile...) şampiyon olacaktı. Her iki taraf da işi şansa bırakmak istemiyordu. Kılıçlar bilenmiş, bütün hazırlıklar yapılmıştı... Ve maç Kızıltepe'de, deplasmanda yapılacaktı. Bir çoğunda, bunun uğursuzluk olduğu, geçen yılın tekerrür edeceği havası vardı.

Maça iki gün kala Bitlis'e gittim. Bay Başkan delifişekle, futbolcularla kısa bir görüşme yaptım onlara sadece sâkin olmalarını, maçın doksan dakika olduğunu, hakemle, rakiplerle, hele hele seyirci ile hiçbir şekilde uğraşmamalarını, masa başı işlerde,bizim elimizin armut toplamadığını anlattım. Başarılar diledim.
Biltis'e gitmeden de,bermutat MHK başkanı gerçek insan, adam gibi adam, Talat Tokat'ı ziyaret ederek, en güvendiği, formda hakemi vermesini, şampiyonluğun Bitlisspor'a daha çok yakışacağını, kadınların hamamda, hamam tasıyla, dualar ederek, muskalar yazarak, gol attıklarını, Bitlisspor'a çok destek verdiklerini anlattım. Karşılıklı uzun uzun gülüşmüştük. Ayrıca bir şey daha yaptım. Rahmetli, aziz dostum, Mardin Milletvekili A.Yılmaz Erdem'i sıkı sıkı örgütledim. Kızıltepespor Başkanı yakın akrabası idi. Başkana telefon edip, gereğini söyledikten sonra, Bitlisspor'un karşılanmasında, ağırlanmasında, uğurlanmasında bir kusur yapılmamasını tembihlediğini görünce, gönül rahatlığı ile Bitlis'e gitmiştim. Bunu hiç kimseyle paylaşmadım. Bunun çünküsü yoktu. Bir çuval incir berbat olabilirdi.
Maç günü Mardin Valisi'ni ziyaret ettim. Mutat ve gerekli konuşmalar yapıldı. Çok sıcak karşılandım. Alınan tedbirleri konuştuk . Vali Bey gerçek ve tecrübeli bir idareci idi. Aldığı tedbirler akıllıca idi. Fakat, ben, bir ilâve tedbiri söyleyince, önce nasıl yaparız, diye ufak bir tereddüt geçirdi. Arkasından mütetetbir ve basiretli bir idareci gibi davranarak, "Peki" dedi. O ufak tedbir de, Urfa'dan otobüsler, kamyonlarla fanatik taraftarın gelip, Kızıltepe'de provokasyon yapma ihtimali idi. 63 plâkalı araçların - böyle bir ihtimal varsa-, Kızıltepe'ye sokulmamasını sağlayacağını söyledi ve Kızıltepe kaymakamı ve il J. Alay komutanı ile görüştü, mesele bitmişti.

Mardin'den Kızıltepe'ye geçtim. Kızıltepespor Kulübü Başkanı ile görüştüm. Bizi ağırladı. Yemekte, kulağıma eğilip, " Merak etme, ben gerekeni söyledim. Bizde yamuk olmaz ( Urfaspor'un herhangi bir teşvik primini kastederek)! Yeter ki, Bitlis'li futbolcular sert oynayıp, futbolcuları ve seyircileri ateşlemesin!" dedi. Kendisine teşekkür ettim. Benim de tembihimin kelimesi kelimesine aynı olduğunu söyledim ve ilâve ettim: "Sevgili Başkan, bu maç dostluk maçıdır. Ancak, kazasız belasız atlatırsak, Kızıltepe, Bitlis gibi sıcak bir dost, bir ağabey kazanacak, Kızıltepe'lilerin kamyonculuk ve taşımacılık yaptığını biliyoruz. Evvelallâh her Kızıltepe kamyonu Bitlis'te kral olur!" dedim. Gülüştük.
Maçtan önce, Kızıltepespor'un soyunma odasına gittim. Başarılar diledim. Centilmence, dostça bir futbol beklediğimi söyledim. Sıcak bir karşılama ve iyi niyet gördüm. Bitlisspor soyunma odasında heyecan son noktadaydı. Delifişek Cezmi, yaktığı sigarasını tekrar yakıyordu. Yerinde duramıyordu.
...Ve maç başladı. Bizimkiler heyecanlı idi. İlk yarım saat cılız ataklarla geçti, ilk gol geldiğinde, Bitlis'ten gelenlerde fazla tepki yoktu. Aman bir sakata gelmeyelim diye hazırlıklıydık. İkinci gol Kızıltepe'den gelince, soğuk duş etkisi yaptı. Telâş başladı. Ben sevindim. Bizimkiler de Allâh'tan çabuk toparlandılar. Kızıltepe'nin golü kendi seyircilerini tatmin etmişti, aksi halde değişik tepkiler gelebilirdi. Nihayet beklediğimiz oldu. Kızıltepe, işi idare etmeye başlayınca, ikinci golümüzü attık. Artık heyecanı gizlemek kolay değildi. Hakem, hakem gibiydi. Futbolcuların ayakları, bacakları titriyordu. Son bir gayretle topa vurdukları aşikârdı. Maç 2-1 Bitlissporun galibiyeti ile bitti. Ortalık karışmadı. Sevinç sonsuzdu. Soyunma odalarına gittim. Kızıltepeli futbolcular biraz üzgündü. Sadece kaptanlarının elini sıktım. Gelecek seneye onların şampiyonluğu için geleceğimi söyledim. Sevinçli bir tepki görmedim. Bitlissporun soyunma odası görülmeye değerdi. O güçlü, kuvvetli Cezmi'den kaç "gumsik" yedim, hatırlamıyorum.
Dönüşümüz muhteşem oldu. Gece geç vakit Bitlis'e girdiğimizde, bütün Bitlis ayaktaydı. O mağrip vaktinde evlerine gidenler, çoluk çocuk, çarşıda idi. Belediye'de kurulan ses düzeninden, nutuklar çekildi. Gayretli, çalışkan, dürüst, Bitlis Valisi Mustafa Yıldırım, heyecanlı bir konuşma yaptı. Bitlis tarihinde ilk defa ŞAMPİYON olmuştu.


Untitled Document
Röportaj

Dr.Servet Zülfikar
Bitlisli Araştırmacı -Yazar Dr.Servet Zülfikar ile bir süreden beri yapmak istediğimiz bu uzun söyleşiyi sizlere sunmak istiyoruz...
Hava Durumu
BITLIS BITLIS
Döviz Kurları
Arama Motoru


BitlisHaber.net
BitlisMedya

Bitliste Spor - Bitlis Atletizm, Kayak, Van Gölü, Su Sporları, Bitlis Spor, Özgüzeldere Bitlishaber.net Bitlis'in ve Bitlis'linin yeni adresi.

Copyright © 2007 Bitlistespor.com
Tüm hakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.